Sosyal anksiyete, aynı zamanda sosyal fobi olarak da bilinir. Kişinin başkaları tarafından incelenebileceği sosyal durumlarda belirgin bir korku veya kaygı duyması durumudur. Bu bozukluğa sahip kişiler, başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten, küçük düşmekten, utanç duymaktan veya reddedilmekten yoğun bir şekilde endişe duyarlar. Bu korku, günlük yaşamı, iş veya okul performansını ve sosyal ilişkileri ciddi şekilde etkileyebilir.
Sosyal Anksiyete Belirtileri
- Kişinin başkaları tarafından incelenebileceği bir veya daha fazla sosyal duruma maruz kalmasıyla ilgili belirgin bir korku veya kaygı yaşaması. Örnek olarak sosyal etkileşimler (sohbet etme, tanımadık insanlarla buluşma), gözlemlenme (yemek yeme veya içme) ve başkalarının önünde performans sergileme (konuşma yapma) verilebilir.
- Not: Çocuklarda bu kaygı, sadece yetişkinlerle olan etkileşimlerde değil, yaşıtlarıyla birlikteyken de ortaya çıkmalıdır.
- Kişi olumsuz değerlendirilecek bir şekilde davranmaktan veya kaygı belirtileri göstermekten korkar (aşağılanacak, utanç duyacak, reddedilmeye yol açacak veya başkalarını gücendirecek).
- Sosyal durumlar neredeyse her zaman korku veya kaygıya neden olur.
- Not: Çocuklarda bu korku veya kaygı ağlama, öfke nöbetleri, donakalma, yapışma, çekinme veya sosyal durumlarda konuşamama şeklinde ifade edilebilir.
- Sosyal durumlardan kaçınılır veya bu durumlara yoğun korku ya da kaygı ile katlanılır.
- Duyulan korku veya kaygı, sosyal durumun yarattığı gerçek tehditle ve sosyokültürel bağlamla orantısızdır.
- Korku, kaygı veya kaçınma durumu sürekli olup, genellikle 6 ay veya daha uzun sürer.
- Korku, kaygı veya kaçınma, sosyal, mesleki veya diğer önemli işlevsellik alanlarında klinik olarak belirgin bir sıkıntıya veya bozulmaya neden olur.
- Bu durum, bir maddenin veya başka bir tıbbi durumun fizyolojik etkilerine bağlanamaz (örneğin, kötüye kullanılan bir ilaç, tedavi amaçlı ilaç).
- Bu durum panik bozukluk, beden dismorfik bozukluğu veya otizm spektrum bozukluğu gibi başka bir ruhsal bozukluğun belirtileriyle daha iyi açıklanamaz.
- Başka bir tıbbi durum (Parkinson hastalığı, obezite, yanık veya yaralanmadan kaynaklanan şekil bozukluğu vb.) mevcutsa, korku, kaygı veya kaçınma bu durumla açıkça ilişkisizdir veya aşırı düzeydedir.
Sadece Performans Gerektiren Durumlar
Eğer korku sadece topluluk önünde konuşma veya performans sergileme ile sınırlıysa, bu durum sadece performans olarak belirtilir. Bu tipe sahip kişiler genellikle profesyonel yaşamlarında (müzisyenler, dansçılar, sporcular) veya okulda ya da işte düzenli olarak sunum yapmayı gerektiren rollerde zorluk yaşarlar. Performans gerektirmeyen sosyal durumlarda (örneğin, partide sohbet etmek) korku duymazlar veya bu durumlardan kaçınmazlar.
Sosyal Anksiyetenin Temel Özellikleri
Sosyal anksiyetenin temel özelliği, kişinin başkaları tarafından incelenebileceği sosyal durumlarda yaşadığı yoğun korkudur. Çocuklarda bu korkunun sadece yetişkinlerle değil, akranlarıyla birlikteyken de görülmesi gerekir.
Kişi endişeli, zayıf, aptal, sıkıcı, kirli veya sevimsiz olarak yargılanmaktan endişe duyar. En büyük korku kızarma, titreme, terleme, kekeleme veya dik dik bakma gibi kaygı belirtileri göstermek ve bu belirtilerin başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmesidir. Bazı kişiler başkalarını gücendirmekten veya rahatsız etmekten de korkabilir. Bu durum özellikle kolektivist kültürlerde yaygındır (örneğin, bakışlarının başkalarını rahatsız ettiğini düşünmek).
Bu korkular belirli davranışlardan kaçınmaya yol açabilir:
- Eli titremekten korkan biri toplum içinde yemek yemekten, içmekten veya yazı yazmaktan kaçınabilir.
- Terlemekten korkan biri el sıkışmaktan kaçınabilir.
- Kızarmaktan korkan biri topluluk önünde konuşmaktan veya parlak ışıklardan kaçınabilir.
Bazı kişiler ise başkaları varken umumi tuvaletleri kullanmaktan korkabilir (paruresis veya “utangaç mesane sendromu” olarak da bilinir).
Kaygı, sosyal bir olaydan günler veya haftalar önce başlayabilir (beklenti kaygısı). Kişi bu durumlardan ya tamamen kaçınır ya da duruma yoğun bir korkuyla katlanır. Kaçınma, partilere gitmemek veya okulu bırakmak gibi bariz olabileceği gibi, bir sunuma aşırı hazırlanmak, dikkatini başkalarına yöneltmek veya göz temasını sınırlamak gibi daha gizli şekillerde de olabilir.
Kişinin duyduğu korku, genellikle durumun oluşturduğu gerçek riskle orantısızdır. Ancak kişi sosyal durumların olumsuz sonuçlarını abartma eğilimindedir. Bu orantısızlığı değerlendirirken kişinin içinde bulunduğu kültürel bağlamın dikkate alınması önemlidir (örneğin, bazı kültürlerde çekingen davranışlar saygı göstergesi olarak kabul edilebilir).
İlişkili Diğer Özellikler
Sosyal anksiyetesi olan kişiler sosyal ortamlarda yetersiz derecede iddialı veya aşırı boyun eğici olabilirler. Bazen de konuşmayı aşırı kontrol etme eğiliminde olabilirler. Genellikle katı bir vücut duruşu sergiler, yetersiz göz teması kurar veya çok yumuşak bir ses tonuyla konuşurlar. Utangaç veya içe kapanık olabilir, kendileri hakkında çok az şey paylaşabilirler.
Bu kişiler sosyal temas gerektirmeyen işleri tercih etme eğilimindedirler (ancak bu durum “sadece performans” tipinde görülmez). Evde daha uzun süre yaşayabilirler. Erkekler evlenmekte veya aile kurmakta gecikebilir. Kadınlar ise ev dışında çalışmak isteseler bile bunu yapamayabilirler.
Sosyal ortamlara girmeden önce alkol veya başka maddelerle kendi kendini tedavi etme çabası yaygındır. Yüz kızarması sosyal anksiyetenin en belirgin fiziksel tepkilerinden biridir.
Yaygınlık
Amerika Birleşik Devletleri’nde sosyal anksiyetenin 12 aylık görülme sıklığı yaklaşık %7’dir. Avrupa’da bu oran %2.3 civarındayken, dünyanın diğer bölgelerinde genellikle %0.5 ile %2.0 arasında daha düşüktür.
Genel nüfusta kadınlarda erkeklere göre 1.5 ila 2.2 kat daha sık görülür. B fark ergenlerde ve genç yetişkinlerde daha belirgindir. Ancak tedavi için kliniklere başvuranlarda erkeklerin oranı kadınlara eşit veya biraz daha fazladır. Bu durumun erkeklerin yardım arama davranışını etkileyen toplumsal cinsiyet rolleri ve sosyal beklentilerle ilgili olduğu düşünülmektedir.
Gelişim ve Gidişat
ABD’de ortalama başlangıç yaşı 13’tür ve vakaların %75’i 8 ila 15 yaşları arasında başlar. Bazen çocukluktaki sosyal çekingenlik veya utangaçlığın devamı olarak ortaya çıkar.
Başlangıç, zorbalığa uğramak veya topluluk önünde küçük düşürücü bir olay yaşamak gibi stresli bir deneyimden sonra aniden olabilir veya yavaş yavaş gelişebilir (konuşma sırasında kusmak gibi). Yetişkinlikte başlaması nadirdir ancak genellikle stresli bir olaydan veya yeni sosyal roller gerektiren yaşam değişikliklerinden sonra ortaya çıkabilir (farklı bir sosyal sınıftan biriyle evlenmek, terfi almak gibi).
Tedavi edilmediğinde genellikle kronik bir seyir izler. Ergenler küçük çocuklara kıyasla flört etme dahil daha geniş bir alanda korku ve kaçınma bildirirler. Yaşlı yetişkinlerde sosyal kaygı, azalan duyu işlevleri (işitme, görme) veya tıbbi durumlardan kaynaklanan utançla ilgili olabilir (örneğin, Parkinson hastalığındaki titreme).
Risk Faktörleri
- Mizaçla İlgili: Davranışsal engellenme (yeniliklere karşı çekingenlik), olumsuz değerlendirilme korkusu ve olumsuz duygulanıma yatkınlık gibi mizaç özellikleri risk faktörüdür.
- Çevresel: Akran zorbalığı gibi olumsuz sosyal deneyimler, çocukluk çağı kötü muamelesi ve sıkıntılı yaşam olayları sosyal kaygı bozukluğu için risk faktörleridir.
- Genetik ve Fizyolojik: Sosyal kaygı bozukluğuna yatkınlıkta genetik faktörler rol oynar. Birinci derece akrabalarda (ebeveyn, kardeş, çocuk) görülme olasılığı 2 ila 6 kat daha fazladır. Bu genetik etki, çevreyle etkileşime açıktır. Örneğin yüksek davranışsal engellenmeye (mizaç olarak çekingenliğe) sahip çocuklar, ebeveynlerinin sosyal kaygılı davranışlarını modellemeye daha yatkındır.
Kültürle İlgili Konular
Konuşma yapma, sosyal etkileşim, gözlemlenme gibi sosyal anksiyeteye neden olan durumların türleri farklı kültürlerde benzerlik gösterir. Ancak bazı kültürlerde kişinin kendisinin utanç duymasından çok, başkalarını rahatsız etme korkusu ön plandadır. Örneğin Japonya ve Kore’de görülen taijin kyofusho sendromu, genellikle kişinin kendi görünüşünün, kokusunun veya bakışlarının başkalarını rahatsız ettiği korkusuyla karakterizedir ve bu durum sosyal kaygı bozukluğu kriterlerini karşılayabilir.
Cinsiyetle İlgili Konular
Başlangıç yaşı cinsiyete göre değişmez. Ancak kadınlar daha fazla sayıda sosyal korku bildirme ve ek olarak depresyon veya diğer kaygı bozukluklarına sahip olma eğilimindedir. Erkekler ise daha çok flört etmekten korkma eğilimindedir. Ayrıca erkeklerde belirtileri hafifletmek için alkol ve yasa dışı uyuşturucu kullanma olasılığı daha yüksektir. Umumi tuvaletleri başkaları varken kullanamama erkeklerde daha yaygındır.
Yaşam Üzerindeki Etkileri
Sosyal anksiyete, okul bırakma oranlarının artmasıyla ve refah, istihdam, işyeri üretkenliği, sosyoekonomik durum ve yaşam kalitesinin düşmesiyle güçlü bir şekilde ilişkilidir. Bu bozukluk, özellikle erkeklerde bekar kalma, evlenmeme veya boşanma ile de bağlantılıdır. Arkadaşlık ilişkilerinin kalitesini de olumsuz etkiler. Bu kişiler arkadaşlıklarını daha az yakın ve daha az destekleyici olarak bildirirler.
İlginç bir şekilde, bu bozukluğun yarattığı sıkıntıya rağmen, yüksek gelirli toplumlarda bile bu bozukluğa sahip kişilerin yalnızca yarısı tedavi arayışına girmekte ve genellikle belirtileri 15-20 yıl yaşadıktan sonra başvurmaktadırlar.
Diğer Durumlardan Ayırt Edilmesi
Sosyal anksiyeteyi benzer belirtiler gösterebilen diğer durumlardan ayırmak önemlidir.
- Normal Utangaçlık: Utangaçlık yaygın bir kişilik özelliğidir ve tek başına bir bozukluk değildir. Bazı toplumlarda olumlu bile karşılanabilir. Ancak utangaçlık kişinin sosyal veya mesleki yaşamında önemli bir bozulmaya neden oluyorsa, sosyal anksiyete tanısı düşünülmelidir.
- Agorafobi: Agorafobisi olan kişiler sosyal durumlardan (sinema, kalabalık) kaçınabilirler ancak korkularının nedeni olumsuz değerlendirilmek değil, panik benzeri belirtiler yaşamaları durumunda kaçmanın zor olacağı veya yardım alamayacakları düşüncesidir. Sosyal anksiyetesi olanlar genellikle yalnız kaldıklarında sakindirler, bu durum agorafobide genellikle böyle değildir.
- Panik Bozukluk: Sosyal kaygısı olan kişiler sosyal ortamlarda panik atak yaşayabilirler ancak bu ataklar her zaman sosyal durumlarla tetiklenir ve beklenen ataklardır. Panik bozuklukta ise ataklar genellikle durup dururken, beklenmedik biçimde olur.
- Yaygın Anksiyete Bozukluğu: Bu bozuklukta sosyal endişeler olabilir ancak endişenin odak noktası genellikle olumsuz değerlendirilmekten ziyade mevcut ilişkilerin doğası (aile, arkadaşlar) veya performanstır (değerlendirilmiyor olsalar bile).
- Ayrılma Kaygısı: Kişi, olumsuz değerlendirilmekten değil, bağlandığı kişiden ayrılmaktan korktuğu için sosyal ortamlardan kaçınır. Bağlandığı kişi yanındayken genellikle sosyal ortamlarda rahattır.
- Seçici Konuşmamazlık (Mutizm): Bu kişiler olumsuz değerlendirilme korkusuyla konuşmayabilirler (bu durumda her iki tanı da konulabilir) ancak konuşmanın gerekmediği sosyal durumlarda korku duymazlar.
- Beden Dismorfik Bozukluğu: Kişi başkalarının fark etmediği veya hafif bulduğu fiziksel bir kusura (örn. burun şekli, cilt lekesi) odaklanır. Sosyal kaçınma sadece bu kusur algısından kaynaklanıyorsa, sosyal kaygı bozukluğu tanısı konmaz.
- Otizm Spektrum Bozukluğu: Otizmde sosyal iletişimde temel bir zorluk varken, sosyal anksiyete bozukluğuna sahip kişiler genellikle yaşa uygun sosyal ilişki kurma kapasitesine sahiptirler (tanıdık olmayan kişilerle ilk etkileşimler dışında zorlansalar bile).
- Çekingen Kişilik Bozukluğu: Bu iki durum arasında büyük bir örtüşme vardır. Çekingen kişilik bozukluğu olan kişiler, sosyal anksiyeteden daha geniş bir kaçınma örüntüsüne ve daha güçlü, yaygın bir olumsuz benlik algısına sahiptirler. Genellikle bu iki durum birlikte görülür.
Birlikte Görülen Diğer Durumlar
Sosyal anksiyete bozukluğu sıklıkla diğer kaygı bozuklukları, depresyon ve madde kullanım bozuklukları ile birlikte görülür. Sosyal fobi başlangıcı genellikle bu diğer bozukluklardan daha öncedir (spesifik fobi ve ayrılma kaygısı hariç). Kronik sosyal izolasyon zamanla depresyona yol açabilir. Madde kullanımı ise genellikle sosyal korkuları hafifletmek için bir kendi kendini tedavi yöntemi olarak başlar. Çocuklarda yüksek işlevli otizm spektrum bozukluğu ve seçici konuşmamazlık ile birlikte görülmesi yaygındır.
