Şizofreni, bireyin düşünce, duygu ve davranışlarında önemli bozulmalarla karakterize bir ruhsal bozukluktur. Genellikle sanrılar, halüsinasyonlar veya dağınık konuşma gibi belirtilerle kendini gösterir ve kişinin iş, sosyal ilişkiler veya kişisel bakım gibi temel yaşam alanlarındaki işlevselliğini belirgin düzeyde düşürür. Tanı konulabilmesi için bu bozukluk belirtilerinin en az altı ay boyunca sürekli olarak devam etmesi gerekmektedir.

Şizofreni Tanı Kriterleri

Şizofreni tanısı için, en az biri sanrı, halüsinasyon veya dağınık konuşma olmak üzere iki veya daha fazla temel belirtinin bir ay boyunca (veya başarılı tedaviyle daha az) mevcut olması gerekir. Ayrıca, bozukluğun sürekli belirtilerinin en az altı ay devam etmesi ve bu durumun iş, kişilerarası ilişkiler veya kişisel bakım gibi alanlarda belirgin bir işlevsellik düşüşüne yol açması şarttır.

A. İlksel Belirtiler

Aşağıdaki belirtilerden iki (veya daha fazlası) bir aylık bir dönemin (veya başarılı bir tedavi ile daha kısa bir sürenin) önemli bir kısmında mevcut olmalıdır. Bu belirtilerden en az biri (1), (2) veya (3) numaralı belirti olmalıdır:

  1. Sanrılar: Gerçeklikle uyuşmayan, güçlü ve sarsılmaz inançlar.
  2. Halüsinasyonlar: Gerçekte var olmayan şeyleri görme, duyma, hissetme, koklama veya tatma.
  3. Dağınık (Dezorganize) Konuşma: Örneğin, sık sık konudan sapma, anlamsız veya çağrışımları kopuk bir konuşma.
  4. İleri derecede dağınık veya katatonik davranış: Amaca yönelik olmayan, garip davranışlar veya tam tersi, donakalma, hareketsizlik.
  5. Negatif belirtiler: Duygusal ifadenin azalması (yüz ifadesinin donuklaşması) veya irade kaybı (bir şeyler başlatma isteksizliği, motivasyon eksikliği) gibi durumlar.

B. İşlevsellikte Düşüş

Hastalığın başlamasından bu yana geçen sürenin önemli bir kısmında, iş, kişilerarası ilişkiler veya kişisel bakım gibi bir veya daha fazla temel alandaki işlevsellik düzeyi hastalık öncesine göre belirgin şekilde düşmüştür. (Eğer başlangıç çocukluk veya ergenlik dönemindeyse, beklenen sosyal, akademik veya mesleki işlevsellik düzeyine ulaşılamaması söz konusudur.)

C. Süre

Bozukluğun sürekli belirtileri en az 6 ay devam eder. Bu 6 aylık dönem, en az 1 ay boyunca (veya başarılı bir tedaviyle daha kısa sürede) yukarıdaki (A) kriterlerini karşılayan aktif belirtileri içermelidir. Bu dönem, hastalığın başlangıç (prodromal) veya kalıntı (rezidüel) belirtilerinin olduğu dönemleri de kapsayabilir. Bu başlangıç veya kalıntı dönemlerinde, bozukluğun belirtileri yalnızca negatif belirtilerle veya (A) kriterindeki belirtilerin daha hafif, zayıflamış biçimleriyle (örneğin, garip inançlar, olağandışı algısal deneyimler) ortaya çıkabilir.

D. Diğer Bozuklukların Dışlanması

Şizoafektif bozukluk ve psikotik özellikli depresif veya bipolar bozukluk gibi durumlar dışlanmıştır. Bunun nedeni:

  1. Aktif dönem belirtileriyle aynı anda büyük bir depresif veya manik (aşırı coşku) dönemi yaşanmamıştır.
  2. Veya, eğer aktif belirtiler sırasında duygudurum (depresyon veya mani) dönemleri yaşanmışsa, bu dönemler hastalığın toplam süresinin küçük bir kısmını oluşturmuştur.

E. Madde ve Tıbbi Durumların Dışlanması

Bu bozukluk, bir maddenin (örneğin, uyuşturucu, ilaç) veya başka bir tıbbi durumun (örneğin, beyin tümörü) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

F. Otizm veya İletişim Bozuklukları

Eğer kişide otizm spektrum bozukluğu veya çocuklukta başlayan bir iletişim bozukluğu öyküsü varsa, ek olarak şizofreni tanısı ancak, diğer şizofreni belirtilerinin yanı sıra belirgin sanrılar veya halüsinasyonlar da en az 1 ay (veya başarılı tedaviyle daha kısa süre) mevcutsa konulabilir.


Hastalığın Gidişatını Tanımlamak İçin Belirticiler

Bu belirticiler, hastalığın 1 yıllık süresinden sonra kullanılır.

  • İlk atak, şu anda akut (alevlenme) dönemde: Hastalığın tanı kriterlerini karşılayan ilk ortaya çıkışı.
  • İlk atak, şu anda kısmi yatışma (remisyon) döneminde: Önceki bir ataktan sonra iyileşmenin sürdüğü ve tanı kriterlerinin yalnızca kısmen karşılandığı bir dönem.
  • İlk atak, şu anda tam yatışma döneminde: Önceki bir ataktan sonra hastalığa özgü hiçbir belirtinin bulunmadığı bir dönem.
  • Çoklu ataklar, şu anda akut (alevlenme) döneminde: En az iki ataktan sonra (yani, bir ilk atak, bir yatışma ve en az bir nüksetme) belirlenebilir.
  • Sürekli: Tanı kriterlerini karşılayan belirtiler, hastalık seyrinin büyük bölümünde devam eder.

Ayrıca Belirtilebilir:

  • Katatoni ile birlikte: Hastada donakalma, anlamsız hareketler veya aşırı hareketlilik gibi katatoni belirtileri varsa bu eklenir.

Mevcut Şiddetin Belirtilmesi

Şiddet, psikozun birincil belirtilerinin (sanrılar, halüsinasyonlar, dağınık konuşma, anormal davranışlar ve negatif belirtiler) niceliksel bir değerlendirmesiyle derecelendirilir. Bu belirtilerin her biri, son 7 gündeki mevcut şiddetine göre 0 (yok) ile 4 (mevcut ve şiddetli) arasında 5 puanlık bir ölçekte derecelendirilebilir.

Not: Şizofreni tanısı bu şiddet belirticisi kullanılmadan da konulabilir.


Şizofreninin Tanısal Özellikleri

Şizofreninin karakteristik belirtileri bilişsel, davranışsal ve duygusal bozuklukları içerir, ancak tek bir belirti bu hastalığa özgü değildir. Tanı, bozulmuş mesleki veya sosyal işlevsellikle ilişkili bir belirti ve bulgular bütününün tanınmasını içerir. Şizofreni çok çeşitli bir klinik sendrom olduğundan, hastalar çoğu özellikte önemli farklılıklar gösterebilir.

Şizofreni, işlevselliğin bir veya daha fazla ana alanında (Kriter B) bozulma içerir. Eğer bozukluk çocukluk veya ergenlikte başlarsa, beklenen işlev seviyesine ulaşılamaz. Hastalığın bazı belirtileri en az 6 ay boyunca sürekli olarak devam etmelidir (Kriter C).

Duygudurum belirtileri (depresyon, kaygı, öfke) ve tam duygudurum dönemleri şizofrenide yaygındır. Ancak, şizofreni tanısı, duygudurum dönemlerinin (depresyon veya mani) olmadığı zamanlarda da sanrı veya halüsinasyonların varlığını gerektirir.

Şizofreni Tanısını Destekleyen İlişkili Özellikler

  • Duygusal ve diğer belirtiler: Bireyler uygunsuz duygulanım (örneğin, uygun bir uyaran olmadan gülmek), depresyon, kaygı veya öfke şeklinde olabilen keyifsiz bir ruh hali (disfori) ve bozulmuş bir uyku düzeni (örneğin, gündüz uyuma ve gece aktivitesi) gösterebilirler. Yemeğe ilgisizlik veya yemek yemeyi reddetme görülebilir.
  • Bilişsel eksiklikler: Şizofrenide zihinsel eksiklikler yaygındır ve mesleki/işlevsel bozukluklarla güçlü bir şekilde bağlantılıdır. Bu eksiklikler bellek, dil işlevi, yürütme işlevleri (planlama, karar verme) ve işlem hızında düşüşleri içerebilir.
  • Hastalığın farkında olmama (Anosognozi): Psikozlu bazı bireyler hastalıklarının farkında olmayabilirler (“içgörü eksikliği”). Bu durum, şizofreni belirtilerinin farkında olmamayı da içerir ve genellikle hastalığın kendisinin bir belirtisidir, bir başa çıkma stratejisi değildir. Bu durum, tedaviyi reddetmenin en yaygın öngörücüsüdür ve daha yüksek nüksetme oranları, artan istemsiz tedaviler, daha kötü psikososyal işlevsellik ve saldırganlıkla ilişkilidir.
  • Düşmanlık ve saldırganlık: Düşmanlık ve saldırganlık şizofreni ile ilişkili olabilir ancak kendiliğinden veya rastgele saldırı nadirdir. Saldırganlık, genç erkeklerde ve geçmişte şiddet öyküsü olan, tedaviyi reddeden, madde kullanan ve dürtüsel olan bireylerde daha sıktır. Şunu belirtmek gerekir ki, şizofreni hastalarının büyük çoğunluğu saldırgan değildir ve genellikle genel nüfustaki bireylerden daha fazla mağdur edilirler.

İlişkili Laboratuvar Bulguları

Şu anda bu bozukluk için tanı koydurucu hiçbir radyolojik, laboratuvar veya psikometrik (psikolojik ölçüm) test bulunmamaktadır. Ancak, sağlıklı bireylerle şizofreni hastaları arasında, beyin görüntüleme (MR, BT), nöropatolojik (beyin dokusu) ve nörofizyolojik (beyin işlevi) çalışmalar dahil olmak üzere birden fazla beyin bölgesinde farklılıklar olduğu açıktır.

Yaygınlık

Şizofreninin tahmini yaşam boyu yaygınlığı, ulusal temsili araştırmaların meta-analizlerinde yaklaşık %0,3 ila %0,7 arasında değişmektedir.

Gelişim ve Gidişat

Şizofreninin psikotik özellikleri genellikle gençliğin sonları ile 30’ların ortaları arasında ortaya çıkar, ergenlikten önce başlangıç nadirdir.

  • Erkeklerde: Zirve başlangıç yaşı 20’li yaşların başı ile ortasıdır.
  • Kadınlarda: Zirve başlangıç yaşı 20’li yaşların sonlarıdır.

Başlangıç ani veya sinsi olabilir, ancak bireylerin çoğu, özellikle sosyal geri çekilme, duygusal değişiklikler ve zihinsel değişiklikler gibi çeşitli klinik olarak belirgin belirtilerin yavaş ve kademeli bir gelişimini gösterir.

Şizofrenide gidişat ve sonuç değişkendir ve psikozun başlangıcında gidişatı tahmin etmek belirsizdir. Çoğu birey psikotik belirtilerin alevlenmesine karşı savunmasız kalsa da ve belirtilerle işlevsellik bozukluğunun tanımlandığı kronik (sürekli) bir seyir yaygın olsa da, birçok birey yatışma (remisyon) ve hatta iyileşme dönemleri yaşar.

  • Çocuklukta başlangıç: Çocuklukta başlangıçlı vakalar, yavaş başlangıç ve belirgin negatif belirtilerle (duygusal donukluk, irade kaybı) kötü sonuçlu yetişkin vakalarına benzeme eğilimindedir.
  • Geç başlangıç: 40 yaşından sonra başlayan vakalarda kadınlar daha fazla temsil edilir. Bu vakalar şizofreni tanı kriterlerini karşılayabilir ancak bunun orta yaştan önce teşhis edilen şizofreni ile aynı durum olup olmadığı henüz net değildir.

Risk ve Gidişatı Etkileyen Faktörler

Çevresel

Doğum mevsimi (bazı yerlerde kış sonu/ilkbahar başı), kentsel bir çevrede büyüme, mültecilik, bazı göçmen grupları ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalan sosyal olarak ezilen gruplar için şizofreni ve ilişkili bozuklukların görülme sıklığı daha yüksek olabilir.

Genetik ve Fizyolojik

Şizofreni riskini belirlemede genetik faktörlerin güçlü bir katkısı vardır ancak şizofreni tanısı konan çoğu bireyin ailede psikoz (gerçeklikten kopma) öyküsü yoktur.

Gebelik ve doğum sırasında yaşanan hipoksi (oksijensizlik) gibi komplikasyonlar ve ileri baba yaşı, gelişmekte olan fetüs için daha yüksek şizofreni riski ile ilişkilidir.


Kültürle İlgili Tanısal Konular

Şizofreni belirtilerinin şekli ve içeriği kültürler arasında değişebilir. Örneğin, sanrıların (takip edilme, büyüklük, bedensel) ve halüsinasyonların (emir veren, küfür eden, dini) spesifik içeriği farklılık gösterebilir.

Kültürel ve sosyoekonomik faktörler, özellikle birey ve klinisyen aynı kültürel ve sosyoekonomik arka plana sahip değilse dikkate alınmalıdır. Bir kültürel bağlamda sanrısal görünen fikirler (örneğin, nazar, büyüler yoluyla hastalık yapma, ruhların etkileri) başkalarında yaygın olarak kabul edilebilir.

Bazı kültürel bağlamlarda dini içerikli görsel veya işitsel halüsinasyonlar (örneğin, Tanrı’nın sesini duymak) dini deneyimin normal bir parçasıdır.

Yetersiz hizmet alan etnik ve ırksal grupların (ABD’de özellikle Afrikalı Amerikalılar) üyelerinde şizofreni yanlış tanısı konma olasılığı daha yüksektir. Bu, klinik önyargı, ırkçılık veya ayrımcılığa atfedilebilir.

Cinsiyetle İlgili Tanısal Konular

Şizofreninin klinik ifadesini kadınlarda ve erkeklerde ayıran bir dizi özellik vardır:

  • Başlangıç yaşı: Kadınlarda daha geçtir ve orta yaşta ikinci bir zirve görülür.
  • Belirtiler: Semptomlar kadınlarda daha fazla duygulanım (duygu) yüklü olma eğilimindedir ve daha fazla psikotik belirti görülür.
  • İşlevsellik: Sosyal işlevsellik kadınlarda daha iyi korunma eğilimindedir.

Östrojen seviyelerinin düştüğü adet öncesi dönemde psikotik belirtilerin kötüleştiği gözlemlenmiştir. Benzer şekilde, östrojen seviyelerinin yüksek olduğu hamilelik sırasında psikotik belirtiler iyileşiyor ve östrojen seviyelerinin aniden düştüğü doğum sonrası dönemde tekrar kötüleşiyor gibi görünmektedir.


İntihar Riski

Şizofreni hastalarının yaklaşık %5–%6’sı intihar nedeniyle ölür, yaklaşık %20’si bir veya daha fazla kez intihar girişiminde bulunur ve çok daha fazlası ciddi intihar düşüncelerine sahiptir. İntihar davranışı bazen kendine veya başkalarına zarar verme yönünde emir veren halüsinasyonlara bir yanıt olarak ortaya çıkar.

İntihar riski erkekler ve kadınlar için tüm yaşam boyu yüksek kalır ancak özellikle madde kullanımı eşlik eden genç erkekler için daha yüksek olabilir.


Şizofreninin İşlevsel Sonuçları

Şizofreni, belirgin sosyal ve mesleki işlev bozukluğu ile ilişkilidir. Bilişsel beceriler görevler için yeterli olsa bile eğitimde ilerleme ve istihdamı sürdürme, irade kaybı veya diğer bozukluk belirtileri nedeniyle sıklıkla bozulur. Çoğu birey ebeveynlerinden daha düşük bir seviyede istihdam edilir ve çoğu, özellikle erkekler, evlenmez veya aileleri dışında sınırlı sosyal temaslara sahiptir.


Şizofreniyi Diğer Hastalıklardan Ayırma

Şizofreni tanısı koymadan önce, belirtilerin başka bir durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı dikkatle incelenmelidir:

  • Psikotik veya katatonik, özellikli majör depresif veya bipolar bozukluk: Eğer sanrı veya halüsinasyonlar sadece majör depresif veya manik bir dönem sırasında meydana geliyorsa tanı şizofreni değil, psikotik özellikli duygudurum bozukluğudur.
  • Şizoafektif bozukluk: Bu tanıda hem şizofreni belirtileri hem de majör duygudurum dönemi (depresyon veya mani) aynı anda bulunur ve duygudurum belirtileri hastalığın toplam süresinin büyük bir kısmında mevcuttur.
  • Şizofreniform bozukluk ve kısa psikotik bozukluk: Bu bozukluklar süreleriyle şizofreniden ayrılır. Şizofreniform bozukluk 1 aydan uzun ama 6 aydan kısa sürer. Kısa psikotik bozukluk ise 1 günden uzun ama 1 aydan kısa sürer.
  • Sanrısal bozukluk: Bu bozukluk, şizofreninin diğer karakteristik belirtileri (belirgin halüsinasyonlar, dağınık konuşma, negatif belirtiler) olmaksızın sadece sanrıların varlığıyla ayırt edilir.
  • Şizotipal Kişilik Bozukluğu: Kalıcı kişilik özellikleri ile ilişkili, eşik altı (daha hafif) belirtilerle şizofreniden ayırt edilebilir.
  • Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB) ve Beden Dismorfik Bozukluğu: Bu bozukluklarda kişiler takıntılı düşüncelerinin veya bedenleriyle ilgili algıladıkları kusurların (Beden Dismorfik Bzk.) gerçek olduğuna sanrısal düzeyde inanabilirler. Ancak bu durumlar belirgin takıntılar, zorlantılar veya bedenle ilgili kaygılarla ayırt edilir.
  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB): TSSB, halüsinasyon benzeri “flashback”ler (yeniden yaşantılama) içerebilir, ancak tanı için bir travmatik olay ve olayı yeniden yaşama ile ilgili belirtiler gereklidir.
  • Otizm Spektrum Bozukluğu veya İletişim Bozuklukları: Bu bozukluklar, sosyal etkileşimdeki belirgin eksiklikleri, tekrarlayıcı ve kısıtlı davranışları ile ayırt edilir.
  • Madde/İlaç Kaynaklı Psikotik Bozukluk: Şizofreniye benzer belirtiler gösterebilir ancak madde kullanımının başlangıcı ve maddenin kesilmesiyle belirtilerin azalması arasındaki zaman ilişkisiyle ayırt edilir.

Şizofreniye Eşlik Eden Hastalıklar

Şizofrenide madde kullanım bozukluklarıyla eş zamanlı görülme oranları yüksektir. Şizofreni hastalarının yarıdan fazlası tütün kullanım bozukluğuna sahiptir ve düzenli olarak sigara içerler.

Şizofrenide anksiyete bozukluklarıyla eş zamanlı görülme giderek daha fazla tanınmaktadır. Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) ve panik bozukluk oranları, genel popülasyona göre şizofreni hastalarında daha yüksektir.

Şizotipal veya paranoid kişilik bozukluğu bazen şizofreninin başlangıcından önce gelebilir.

Şizofreni hastalarında eşlik eden tıbbi durumlar nedeniyle yaşam beklentisi kısalmıştır. Kilo alımı, diyabet, metabolik sendrom ve kardiyovasküler (kalp-damar) ve pulmoner (akciğer) hastalıklar şizofrenide genel popülasyona göre daha yaygındır.


Şizoafektif Bozukluk

Şizoafektif bozukluk, şizofreni Kriter A (sanrılar, halüsinasyonlar, vb.) belirtileri ile bir majör duygudurum (depresif veya manik) döneminin eşzamanlı olarak yaşandığı kesintisiz bir hastalık dönemidir. Bu tanıyı koyabilmek için, duygudurum belirtilerinin hastalığın toplam süresinin çoğunluğunda mevcut olması ve aynı zamanda duygudurum dönemi olmaksızın en az 2 hafta boyunca sanrı veya halüsinasyonların yaşanmış olması gerekir.

Tanı Kriterleri

A. Şizofreninin A kriteri (aktif belirtiler: sanrılar, halüsinasyonlar, dağınık konuşma vb.) ile aynı anda bir majör duygudurum döneminin (majör depresif veya manik) bulunduğu kesintisiz bir hastalık dönemi.

Not: Majör depresif dönem mutlaka “depresif duygudurum” (çökkün ruh hali) belirtisini içermelidir.

B. Hastalığın yaşam boyu süresi boyunca, majör bir duygudurum dönemi (depresif veya manik) olmaksızın 2 veya daha fazla hafta boyunca sanrı veya halüsinasyonların bulunması.

C. Majör duygudurum dönemi kriterlerini karşılayan belirtiler, hastalığın aktif ve kalıntı kısımlarının toplam süresinin çoğunda mevcuttur.

D. Bozukluk, bir maddenin (örn. kötüye kullanılan bir ilaç, bir ilaç) veya başka bir tıbbi durumun etkilerine bağlı değildir.

Belirticiler

Aşağıdaki tipler belirtilmelidir:

  • Bipolar tip: Eğer sunumun bir parçası manik (aşırı coşku) bir dönemse bu alt tip uygulanır. Majör depresif dönemler de meydana gelebilir.
  • Depresif tip: Eğer sunumun bir parçası sadece majör depresif dönemlerse bu alt tip uygulanır.

Ayrıca belirtilmesinde fayda var:

  • Katatoni ile birlikte
  • Kurs belirticileri: Şizofreni ile aynı: İlk atak, Çoklu ataklar, Sürekli vb.
  • Mevcut şiddet: Şizofreni ile aynı şekilde 0-4 arası derecelendirilir.

Tanısal Özellikler

Şizoafektif bozukluk tanısı, bireyin psikotik hastalığın (aktif veya kalıntı) belirtilerini göstermeye devam ettiği kesintisiz bir hastalık döneminin değerlendirilmesine dayanır.

Tanı, hem şizofreni (Kriter A) hem de majör duygudurum (depresyon veya mani) dönemi kriterlerinin aynı anda karşılandığı bir dönemi gerektirir.

  • Şizofreniden ayrımı: Şizoafektif bozuklukta, duygudurum belirtileri (depresyon veya mani) hastalığın toplam süresinin çoğunluğunda mevcuttur (Kriter C). Eğer duygudurum belirtileri toplam sürenin küçük bir kısmını oluşturuyorsa, tanı şizofreni yönünde olmalıdır.
  • Psikotik özellikli duygudurum bozukluğundan ayrımı: Şizoafektif bozuklukta, duygudurum dönemi dışında (yani kişi depresif veya manik değilken) en az 2 hafta boyunca sanrı veya halüsinasyonların yaşanmış olması gerekir (Kriter B). Eğer psikotik belirtiler sadece depresyon veya mani sırasında ortaya çıkıyorsa, bu şizoafektif bozukluk değildir.

Tanıyı Destekleyen İlişkili Özellikler

Mesleki ve sosyal işlevsellik sıklıkla bozulur ancak bu şizofreniden farklı olarak bir tanı kriteri değildir. Kısıtlı sosyal temas ve kişisel bakım zorlukları şizoafektif bozuklukla ilişkilidir ancak negatif belirtiler (duygusal donukluk, irade kaybı) şizofrenide görülenlere göre daha az şiddetli ve daha az kalıcı olabilir.

Hastalığın farkında olmama (anosognozi) şizoafektif bozuklukta da yaygındır, ancak içgörü eksiklikleri şizofrenideki kadar şiddetli veya yaygın olmayabilir.


Yaygınlık

Şizoafektif bozukluk, şizofreniden yaklaşık üçte bir oranında daha az yaygın görünmektedir. Kullanılan tanı kriterlerine bağlı olarak kadınlarda erkeklerden daha yüksek oranda görülür.

Gelişim ve Gidişat

Tipik başlangıç yaşı erken yetişkinliktir, ancak ergenlikten geç yaşlara kadar herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir.

Şizoafektif bozukluğun gidişatı şizofreniden biraz daha iyi ancak duygudurum bozukluklarının gidişatından daha kötüdür.


Risk ve Gidişatı Etkileyen Faktörler

Genetik ve Fizyolojik

Şizofreni hastalarının birinci derece akrabaları arasında şizoafektif bozukluk riski artmış olabilir. Risk ayrıca, birinci derece akrabasında bipolar bozukluk veya şizoafektif bozukluk olan bireylerde de artmış olabilir.


Kültürle İlgili Tanısal Konular

(Şizofreni bölümünde belirtilen kültürel ve sosyoekonomik faktörler burada da dikkate alınmalıdır.)

Literatürde, şizoafektif bozukluk kriterlerini karşılayan Afrikalı Amerikalı ve Hispanik popülasyonların, şizofreni tanısı alma olasılığının daha yüksek olduğuna dair bazı kanıtlar bulunmaktadır.


İntihar Riski

Şizofreni ve şizoafektif bozukluk için yaşam boyu intihar riski %5’tir ve depresif belirtilerin varlığı daha yüksek intihar riski ile ilişkilidir.

İşlevsel Sonuçlar

Şizoafektif bozukluk, sosyal ve mesleki alanlar da dahil olmak üzere genel işlev bozukluğu ile ilişkilidir ancak işlev bozukluğu bir tanı kriteri değildir (şizofrenide olduğu gibi) ve tanısı konan bireyler arasında önemli değişkenlik vardır.


Diğer Hastalıklardan Ayırma

  • Başka bir tıbbi duruma bağlı psikotik bozukluk: Diğer tıbbi durumlar ve madde kullanımı, psikotik ve duygudurum belirtilerinin bir kombinasyonu ile ortaya çıkabilir ve dışlanmalıdır.
  • Şizofreni, bipolar ve depresif bozukluklar: Şizoafektif bozukluğu şizofreniden ve psikotik özellikli depresif/bipolar bozukluklardan ayırmak genellikle zordur. Anahtar noktalar, psikozun duygudurum dönemi dışında var olup olmadığı (Kriter B) ve duygudurum belirtilerinin toplam hastalık süresinin ne kadarını kapladığıdır (Kriter C).

Duygudurumun psikotik belirtilere göre oranı zamanla değişebileceğinden, uygun tanı şizoafektif bozukluktan başka bir bozukluğa veya başka bir bozukluktan şizoafektif bozukluğa değişebilir.


Eşlik Eden Hastalıklar

Şizoafektif bozukluk tanısı alan birçok bireye, özellikle madde kullanım bozuklukları ve anksiyete bozuklukları olmak üzere başka ruhsal bozukluklar da tanısı konur. Benzer şekilde metabolik sendrom da dahil olmak üzere tıbbi durumların görülme sıklığı genel popülasyonun temel oranının üzerinde artmıştır ve bu durum yaşam beklentisinin azalmasına yol açar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir