Siklotimik bozukluk, uzun süreli (kronik) ve sürekli dalgalanan bir ruh hali durumudur. Bu bozukluğa sahip kişiler tam bir depresyon veya hipomani (aşırı enerji) dönemi sayılmayacak kadar hafif ancak sürekli tekrarlayan çökkünlük belirtileri ve enerjik belirti dönemleri yaşarlar. Genellikle ergenlik veya genç yetişkinlik döneminde başlayan bu öngörülemez iniş çıkışlar zamanla kişinin sosyal ve mesleki yaşamında belirgin zorluklara veya sıkıntılara neden olur.
Tanı Kriterleri
- En az 2 yıl boyunca (çocuklar ve ergenlerde en az 1 yıl) tam bir hipomanik dönemi karşılamayan çok sayıda hipomanik belirti dönemi ve tam bir depresyon dönemini karşılamayan çok sayıda depresif belirti (çökkünlük) dönemi yaşanması.
- Bu 2 yıllık (çocuk ve ergenlerde 1 yıllık) süre boyunca, kişi zamanın en az yarısında bu belirtileri yaşamıştır ve belirtilerin olmadığı dönemler 2 aydan uzun sürmemiştir.
- Kişi, hayatı boyunca hiçbir zaman tam bir depresyon, mani veya hipomani dönemi için gerekli kriterleri karşılamamıştır.
- Bu belirtiler şizofreni, şizoafektif bozukluk veya diğer psikotik bozukluklarla daha iyi açıklanamaz.
- Belirtiler, bir maddenin (örn. uyuşturucu, ilaç) veya başka bir sağlık sorununun (örn. hipertiroidi) doğrudan etkilerinden kaynaklanmaz.
- Belirtiler, kişinin sosyal, mesleki veya diğer önemli yaşam alanlarında belirgin bir sıkıntıya veya işlevselliğinde bozulmaya neden olur.
Siklotimik Bozukluğun Özellikleri
Siklotimik bozukluğun temel özelliği, çok sayıda aşırı enerjik belirti dönemi ve çökkünlük belirti dönemini içeren, sürekli dalgalanan kronik bir duygusal bozulmadır. Bu belirtiler, tam bir hipomani veya depresyon dönemi olarak kabul edilmek için gereken sayı, şiddet, yaygınlık veya süre açısından yeterli değildir.
İlk 2 yıl (çocuklarda 1 yıl) boyunca belirtiler kalıcı olmalı (çoğu gün mevcut) ve belirtisiz geçen aralıklar 2 aydan uzun olmamalıdır. Tanı yalnızca kişi daha önce tam bir depresyon, mani veya hipomani dönemi geçirmediyse konur. Eğer siklotimik bozukluğu olan bir kişi daha sonra bu tam dönemlerden birini yaşarsa, tanı artık siklotimik bozukluk olmaktan çıkar ve duruma göre depresyon, bipolar I bozukluk veya başka bir bipolar bozukluk olarak değişir.
Eğer bu duygusal dalgalanmalar şizofreni veya benzeri bir psikotik bozuklukla daha iyi açıklanıyorsa (bu durumda belirtiler psikotik bozukluğun bir parçası sayılır) veya bir maddenin ya da sağlık sorununun (örn. tiroid bezinin aşırı çalışması) etkilerinden kaynaklanıyorsa siklotimik bozukluk tanısı konulmaz.
Bazı kişiler bu enerjik dönemlerde kendilerini özellikle iyi hissedip iyi işler çıkarsalar da, bozukluğun uzun vadeli gidişatında bu duygusal dalgalanmalar kişinin hayatında (sosyal, mesleki vb.) belirgin sıkıntıya veya bozulmaya yol açmalıdır. Bu bozulma, hem belirtilerin kendisinden hem de bu sürekli ve öngörülemez ruh hali değişimlerinin kişinin ilişkileri ve rolleri (ailede, işte vb.) üzerindeki olumsuz etkilerinden kaynaklanabilir.
Yaygınlık
Siklotimik bozukluğun yaşam boyu görülme sıklığı ABD ve Avrupa’da yaklaşık %0.4 ila %2.5 arasındadır. Duygusal bozukluklarla ilgilenen kliniklerde bu oran %3 ila %5’e kadar çıkabilir.
Genel nüfusta erkeklerde ve kadınlarda eşit derecede yaygın görünmektedir. Ancak klinik ortamlarda (tedavi için başvuranlarda), kadınların erkeklerden daha fazla olduğu görülebilir.
Gelişim ve Gidişat
Siklotimik bozukluk genellikle ergenlik veya genç yetişkinlik döneminde başlar ve bazen diğer bipolar bozukluklara karşı bir yatkınlık veya mizaç özelliği olarak kabul edilir. Siklotimik bozukluk yaşayan gençlerin büyük çoğunda belirtiler 10 yaşından önce başlar. Genellikle sinsi bir başlangıcı ve sürekli (kronik) bir gidişatı vardır.
Siklotimik bozukluğu olan bir kişinin daha sonra Bipolar I veya Bipolar II bozukluk geliştirme riski %15 ila %50 arasındadır. Bu tanı değişikliği gençlerde yetişkinlere göre daha sık görülür.
Eğer bu tür sürekli dalgalanan belirtiler ileri yetişkinlik yaşamında ortaya çıkarsa, siklotimik bozukluk tanısı koymadan önce bu durumun başka bir sağlık sorunundan (örn. multipl skleroz – MS) kaynaklanan bir bipolar bozukluktan veya depresif bozukluktan net bir şekilde ayırt edilmesi gerekir.
Risk ve Gidişat Faktörleri
Siklotimik bozukluk risk ve gidişat faktörleri.
Genetik ve Fizyolojik Faktörler
Siklotimik bozukluğu olan kişilerin birinci derece akrabaları (anne, baba, kardeş) arasında depresyon, Bipolar I ve Bipolar II bozukluklar genel nüfusa göre daha yaygındır. Ayrıca ailede madde kullanım bozuklukları riski de artmış olabilir. Aynı şekilde, Bipolar I bozukluğu olan kişilerin birinci derece akrabalarında da siklotimik bozukluk genel nüfustan daha sık görülebilir.
Benzer Durumlardan Ayırt Etme
Başka Bir Sağlık Sorununa Bağlı Bipolar Bozukluk: Eğer duygusal bozulmanın belirli ve genellikle kronik bir sağlık sorununun (örn. tiroidin aşırı çalışması) doğrudan fiziksel bir sonucu olduğu düşünülüyorsa, bu tanı konur. Bu karara hastanın geçmişi, fizik muayenesi ve laboratuvar bulgularına dayanarak varılır. Eğer belirtilerin sağlık sorununun doğrudan fiziksel bir sonucu değil de kronik bir hastalığa sahip olmanın psikolojik stresi olduğu düşünülüyorsa veya ikisi arasında bir neden-sonuç ilişkisi yoksa, her iki durum için de ayrı ayrı tanı konur.
Madde/İlaç Kullanımına Bağlı Bipolar veya Depresif Bozukluk: Bu durum, duygusal bozukluğun bir madde veya ilacın (özellikle uyarıcıların) kullanımından kaynaklandığı düşünüldüğünde siklotimik bozukluktan ayrılır. Siklotimik bozukluğa benzeyen bu sık ruh hali değişimleri, genellikle madde veya ilacın kullanımı kesildiğinde düzelir.
Hızlı Döngülü Bipolar I ve Bipolar II Bozukluk: Her iki durum da sık ve belirgin ruh hali değişimleri nedeniyle siklotimik bozukluğa benzeyebilir. Ancak fark şudur: Bipolar I ve II’nin hızlı döngülü türünde kişilerin tam bir depresyon, mani veya hipomani dönemini karşılayan belirtileri yaşamış olması gerekir. Oysa siklotimik bozukluk tanımı gereği, bu tam dönemlerin kriterleri hiçbir zaman karşılanmamıştır.
Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu: Bu kişilik bozukluğu da siklotimik bozukluğu akla getirebilecek kadar tekrarlayan, kısa süreli ve belirgin ruh hali değişimleriyle ilişkilidir. Kendine zarar verme potansiyeli olan davranışlar her iki durumda da görülebilir ancak siklotimi ile ilişkili olması için diğer hipomanik belirtilerle birlikte ortaya çıkması gerekir. Borderline kişilik bozukluğundaki ruh hali dengesizliği genellikle kaygı, sinirlilik ve üzüntü alanlarında yaşanır. Oysa coşku, aşırı neşe ve artan enerji bu kişilik bozukluğunun tipik özellikleri değildir. Eğer her iki durumun kriterleri de karşılanıyorsa, hem borderline kişilik bozukluğu hem de siklotimik bozukluk tanısı birlikte konulabilir.
Birlikte Görülen Diğer Durumlar
Siklotimik bozukluğu olan kişilerde madde kullanım bozuklukları ve uyku bozuklukları (özellikle uykuya dalma ve sürdürme güçlükleri) görülebilir.
Ayakta tedavi gören siklotimik bozukluğa sahip çocuklarda, birlikte görülen diğer psikiyatrik bozuklukların oranı, yıkıcı davranış bozukluğu veya dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu olan çocuklara göre daha yüksektir ve Bipolar I veya II bozukluğu olan çocukların oranlarına benzer düzeydedir.
