Seçici Konuşmamazlık (Selektif Mutizm), genellikle çocukluk çağında görülen bir kaygı bozukluğudur. Bu durumu yaşayan çocuklar, ev gibi rahat hissettikleri ortamlarda normal bir şekilde konuşurken, okul veya sosyal ortamlar gibi belirli durumlarda konuşmayı reddederler. Bu sessizlik, utangaçlıktan farklıdır ve çocuğun akademik başarısını veya sosyal iletişimini ciddi şekilde etkileyebilir.
Seçici Konuşmamazlık Belirtileri
- Kişinin konuşmasının beklendiği belirli sosyal durumlarda, diğer durumlarda konuşabilmesine rağmen sürekli olarak konuşamaması. (örneğin okulda)
- Bu durum eğitim veya mesleki başarıyı ya da sosyal iletişimi olumsuz etkiler.
- Durumun süresi en az 1 aydır (okulun ilk ayıyla sınırlı değildir).
- Konuşamama durumu sosyal durumda gereken dile hakim olmamaktan veya o dilde rahat hissetmemekten kaynaklanmaz.
- Bu durum bir iletişim bozukluğu (örneğin, çocuklukta başlayan akıcılık bozukluğu) ile daha iyi açıklanamıyor olmalıdır ve yalnızca otizm spektrum bozukluğu, şizofreni veya başka bir psikotik bozukluk sırasında ortaya çıkmaz.
Seçici Konuşmamazlığın Temel Özellikleri
Seçici konuşmamazlığı olan çocuklar sosyal etkileşimlerde başkaları tarafından konuşulduğunda sözel olarak karşılık vermez veya konuşmayı başlatmazlar. Bu konuşmama durumu hem yetişkinlerle hem de diğer çocuklarla olan etkileşimlerde görülür. Bu çocuklar evlerinde, yakın aile bireylerinin yanında konuşurlar ancak yakın arkadaşları veya büyükanne/büyükbaba, kuzenler gibi ikinci derece akrabalarının yanında bile konuşmayabilirler.
Bu durum çoğunlukla yüksek sosyal kaygı ile kendini gösterir. Çocuklar okulda konuşmayı reddedebilir, bu da öğretmenlerin okuma gibi becerilerini değerlendirmesini zorlaştırdığı için akademik zorluklara yol açar. Konuşma eksikliği sosyal iletişimi engellese de, bu çocuklar bazen iletişim kurmak için konuşma dışı yolları kullanabilirler (örneğin, hırıldama, işaret etme, yazma). Konuşmanın gerekmediği sosyal etkinliklere katılmaya istekli olabilirler (okul oyunlarındaki sözel olmayan roller gibi).
İlişkili Diğer Durumlar
Seçici konuşmamazlığa eşlik edebilecek özellikler arasında aşırı utangaçlık, sosyal mahcubiyet korkusu, sosyal izolasyon ve geri çekilme, birine yapışma, takıntılı özellikler, olumsuzluk, öfke nöbetleri veya hafif karşı gelme davranışları bulunabilir.
Bu çocukların dil becerileri genellikle normal olsa da bazen eşlik eden bir iletişim bozukluğu olabilir. Bu bozukluklar mevcut olduğunda bile kaygı da mevcuttur. Klinik ortamlarda, seçici konuşmamazlığı olan çocuklara neredeyse her zaman, en yaygın olarak sosyal kaygı bozukluğu olmak üzere başka bir kaygı bozukluğu tanısı da konur.
Yaygınlık
Seçici konuşmamazlık görece nadir bir durumdur. Farklı klinik ve okul örneklemlerine dayalı çalışmalar, yaygınlığın %0.03 ile %1.9 arasında değiştiğini göstermektedir. Bazı kanıtlar kız çocuklarında daha yaygın olduğunu gösterse de cinsiyet dağılımının eşit olduğunu öne süren çalışmalar da vardır.
Yaygınlık ırk/etnik kökene göre değişmiyor gibi görünse de anadili olmayan bir dili konuşması gereken bireyler bu durumu geliştirme açısından daha fazla risk altındadır (göçmen ailelerin çocukları vb). Durumun ergenlerden ve yetişkinlerden ziyade küçük çocuklarda ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir.
Gelişim ve Gidişat
Başlangıç genellikle 5 yaşından öncedir ancak durum, sosyal etkileşimin ve yüksek sesle okuma gibi performans görevlerinin arttığı okula başlayana kadar fark edilmeyebilir.
Durumun ne kadar süreceği değişkendir. Klinik raporlar birçok bireyin zamanla durumu aşabildiğini öne sürse de bozukluğun uzun vadeli gidişatı hakkında çok az şey bilinmektedir. Çoğu durumda seçici konuşmamazlık azalabilir ancak sosyal kaygı bozukluğu belirtileri sıklıkla devam eder.
Risk Faktörleri
Mizaçsal Faktörler
Olumsuz duygusallık (nevrotiklik) veya davranışsal çekingenlik rol oynayabilir. Ebeveynlerin utangaçlık, sosyal izolasyon ve sosyal kaygı geçmişi de risk faktörlerindendir. Bu çocukların normal aralıkta olsa da, akranlarına göre algılayıcı dil becerilerinde hafif zorluklar yaşadıklarına dair bulgular vardır.
Çevresel Faktörler
Ebeveynlerin sosyal çekingenliği çocuklar için sosyal geri çekilme konusunda bir model oluşturabilir. Ayrıca seçici konuşmamazlığı olan çocukların ebeveynlerinin diğer kaygı bozukluğu olan veya olmayan çocukların ebeveynlerine göre daha koruyucu veya kontrolcü olduğu tanımlanmıştır.
Genetik ve Fizyolojik Faktörler
Seçici konuşmamazlık ile sosyal kaygı bozukluğu arasında belirgin bir örtüşme olduğundan bu durumlar arasında ortak genetik faktörler olabilir. Ayrıca bu bireylerin kendi seslerini algılamalarında farklılıklar olabileceğine ve bu durumun konuşma isteksizliğine yol açabileceğine dair kanıtlar vardır.
Kültürel Faktörler
Farklı bir dilin konuşulduğu bir ülkeye göç eden ailelerin çocukları yeni dili bilmedikleri veya rahat hissetmedikleri için konuşmayı reddedebilirler. Bu durum tanı kriterleri dışında bırakıldığından seçici konuşmamazlık olarak değerlendirilmez.
Yaşam Üzerindeki Etkileri
Seçici konuşmamazlık, akranlarla karşılıklı sosyal etkileşime giremeyecek kadar kaygılı olabileceğinden sosyal bozulmaya neden olabilir. Çocuklar olgunlaştıkça artan bir sosyal izolasyonla karşı karşıya kalabilirler.
Okul ortamında, akademik veya kişisel ihtiyaçları konusunda öğretmenlerle iletişim kurmadıkları için akademik zorluklar yaşayabilirler (örneğin bir ödevi anlamadıklarını söylemek veya tuvaleti kullanmak için izin istemek). Akranları tarafından alay edilme nedeniyle yaşanan ciddi işlevsellik kayıpları yaygındır.
Diğer Durumlardan Ayırt Edilmesi
Yeni Dil Öğrenimindeki “Sessiz Dönem”
Bu durum göçmen çocukların yeni bir dil edinirken yaşadıkları tipik sessiz dönemden ayırt edilmelidir. Eğer çocuk yeni dili yeterince anlamasına rağmen her iki dilde de alışkın olmadığı ortamlarda ve uzun bir süre boyunca konuşmayı reddediyorsa, seçici konuşmamazlık tanısı düşünülebilir.
İletişim Bozuklukları
Dil bozukluğu, konuşma sesi bozukluğu veya çocuklukta başlayan akıcılık bozukluğu (kekemelik) gibi iletişim bozukluklarından ayırt edilmelidir. Seçici konuşmamazlıktan farklı olarak bu durumlardaki konuşma bozukluğu belirli bir sosyal durumla sınırlı değildir.
Nörogelişimsel Bozukluklar ve Şizofreni
Otizm spektrum bozukluğu, şizofreni veya ağır zihinsel yetersizliği olan bireyler sosyal iletişimde sorun yaşayabilir ve sosyal durumlarda uygun şekilde konuşamayabilirler. Buna karşılık, seçici konuşmamazlık tanısı yalnızca çocuğun bazı sosyal durumlarda (tipik olarak evde) konuşma kapasitesine sahip olduğu tespit edildiğinde konulmalıdır.
Sosyal Kaygı Bozukluğu
Sosyal kaygı bozukluğundaki sosyal kaygı ve kaçınma seçici konuşmamazlıkla ilişkili olabilir. Böyle durumlarda her iki tanı da konulabilir.
Birlikte Görülen Diğer Bozukluklar
En sık görülen eşlik eden durumlar, başta sosyal kaygı bozukluğu olmak üzere diğer kaygı bozukluklarıdır. Bunu ayrılma kaygısı bozukluğu ve özgül fobi izler. Klinik ortamlarda, seçici konuşmamazlık ve otizm spektrum bozukluğunun da sıklıkla birlikte görüldüğü belirtilmektedir.
Seçici konuşmamazlığı olan çocukların azımsanmayacak bir kısmında karşı gelme davranışları gözlenebilir, ancak bu davranışlar genellikle konuşmanın beklendiği durumlarla sınırlıdır. Bazı çocuklarda iletişim gecikmeleri veya bozuklukları da görülebilir.
