Psikolojik araştırmalar, evliliklerin uzun vadeli başarısında sevginin tek başına yeterli bir faktör olmadığını tutarlı bir şekilde ortaya koymaktadır. Çiftlerin sahip olduğu iletişim becerileri ve birbirlerinden beklentileri, en az birbirlerine duydukları aşk kadar hayati önem taşır. Ancak ilişkiler çıkmaza girdiğinde, asıl nedenin aşkın bitmesi veya uyumsuzluk olduğu düşünülür. Oysa asıl sorun çoğu kişinin evliliğin nasıl sürdürüleceğine dair temel bilgilere sahip olmadan bu yola çıkmasıdır. İşte psikoloji biliminin ışığında, her çiftin evlenmeden önce veya evlilik sürecinde öğrenmesi gereken iki temel hayat dersi.
1. Çatışma Kaçınılmazdır: Önemli Olan Nasıl Tartıştığınızdır
Çoğumuz için evlilik biraz hayalperestliktir: Birbirine aşık iki insanın hayatı uyum içinde paylaşması. Ancak bu hayalde genellikle eksik olan bir parça vardır: Çatışma.
Ünlü ilişki uzmanı John Gottman’ın araştırmalarına göre çiftlerin yaşadığı sorunların yaklaşık yüzde 69’u kalıcı sorunlardır. Yani bu sorunların büyük bir çoğunluğu bir kez konuşulup rafa kaldırılacak konular değildir, tekrar tekrar yönetilmesi gereken durumlardır. Kulağa korkutucu gelse de bu aslında kötü bir şey değil.
Evlilik, farklı alışkanlıklara, mizaçlara ve tercihlere sahip iki insanı bir araya getirir. Biri gece kuşu iken diğeri sabahın köründe uyanmayı sevebilir. Biri geleceği düşünerek para biriktirmek isterken diğeri anı yaşayıp harcama yapmayı tercih edebilir. Bu tür farklılıklar sizi uyumsuz kılmaz, sadece zaman zaman fikir ayrılığına düşeceğiniz gerçeğini kabul etmeniz gerektiği anlamına gelir.
“Asla Kavga Etmeyecek Birini Bulmalıyım” Yanılgısı
Çiftlerin yaptığı en büyük hata, “Eğer birbirimizi gerçekten seviyorsak, bu sorunlar kendiliğinden çözülür” düşüncesine kapılmaktır. Oysa en mutlu ve sağlıklı çiftler bile kavga eder. Aradaki fark, onların nasıl kavga ettiğidir.
Sağlıklı çiftler:
- Sırf haklı çıkmak için acımasızlaşmazlar.
- Sırf huzur bozulmasın diye her şeye boyun eğmezler.
- Farklılıklara çözüm odaklı yaklaşarak ortak bir çözüm ararlar.
Evliliğe hazırlık asla tartışmayacağınız birini bulmakla değil, adil bir şekilde tartışabileceğiniz, zor anlarda sizi aşağılamayan veya iletişime kapatmayan birini bulmakla ilgilidir. Her konuda anlaşmak zorunda değilsiniz. Önemli olan birbirinizi küçümsemeden fikir ayrılığı yaşayabilme becerisine sahip olmaktır.
2. “Sihirli Değnek” Beklentisi ve Günlük Emek
Evlilikle ilgili en yaygın mitlerden biri, en zor kısmın düğün günü olduğudur. İmzalar atıldıktan sonra her şeyin sihirli bir şekilde rayına oturacağı sanılır. Ancak gerçek bunun tam tersidir.
2014 yılında Psychological Inquiry dergisinde yayımlanan bir çalışma, modern evliliğin artık sadece bir bağ kurma aracı olmaktan çıkıp, kişisel tatmin aracına dönüştüğünü savunmaktadır. Günümüzde eşlerden beklentiler, adeta bir İsviçre Çakısı gibidir: Eşin hem iyi bir ebeveyn, hem evin geçimini sağlayan kişi, hem en iyi arkadaş, hem sırdaş hem de ilham kaynağı olması beklenir.
Bu beklentilerin karşılanması derin bir tatmin sağlasa da, eşlerden biri bu rolleri üstlenemediğinde veya istemediğinde evlilik anında kırılganlaşır.
Evlilik Bir İsim Değil, Bir Fiildir
Evet demekle iş bitmez. Eşinizin tüm ihtiyaçlarınızı anında karşılayan bir varlığa dönüşmesini bekleyemezsiniz. Evliliğin asıl mesaisi, düğünden sonraki günlerde, aylarda ve yıllarda yaptığınız yüzlerce küçük seçimde gizlidir.
İyi bir evlilik, iyi bir partner olmanıza bağlıdır. Evliliği statik bir durum olarak görmek yerine, her gün aldığınız kararlar dizisi olarak görmelisiniz:
- Bugün eşinizi dinlemeyi seçmek.
- Yarın ev işlerini paylaşma kararı almak.
- Telefonu bir kenara bırakıp onunla ilgilenmek.
- Zor zamanında yanında olup onunla ağlayabilmek.
Evliliği imzalanan bir sözleşme gibi değil, her gün bakımı yapılması gereken bir işletim sistemi gibi düşünün. Bazı dönemler bu çaba kolay gelecektir, bazı dönemler ise yorucu olabilir. Ancak evliliğe bir varış noktası değil de sürekli emek isteyen bir yolculuk olarak yaklaştığınızda, ilişkiniz zorluklara karşı çok daha dayanıklı olacaktır.
Diğer Psikoloji Haberleri
- Dedikodu: Çekiştirme Değil, Bir Toplumsal Öğrenme Aracı
- Çocuklarda Ekran Süresi ve DEHB İlişkisi
- Evlilik Sadece Sevgiyle Yürümez: İlişkileri Güçlendirecek 2 Psikolojik Ders
- DEHB İlaçları, Psikoz ve Bipolar Bozukluk Riski Taşıyor




