Bu bölüm, kişinin kendi bedeninden, duygularından veya çevresinden kopuk hissettiği, gerçek dışılık algısının baskın olduğu Depersonalizasyon-Derealizasyon bozukluğunu ele almaktadır. Çoğu insan hayatının bir döneminde stres altındayken bu tür hisleri kısa süreli yaşayabilir ancak bu durumun bir bozukluk olarak tanımlanması için belirtilerin sürekli olması, tekrarlaması ve günlük yaşamı zorlaştırması gerekir. Aşağıdaki metinde, bu durumun belirtileri, kimlerde görüldüğü, nedenleri ve diğer psikolojik durumlardan nasıl ayırt edileceği detaylandırılmıştır.
Depersonalizasyon-Derealizasyon Bozukluğu: Kendine ve Çevreye Yabancılaşma
Bu rahatsızlık, kişinin sürekli veya tekrarlayan bir şekilde kendine yabancılaşması (depersonalizasyon), çevresine yabancılaşması (derealizasyon) veya her ikisini birden yaşaması ile tanımlanır. Bu deneyimler sırasında kişi yaşadıklarının normal olmadığını fark eder ve gerçeği değerlendirme yetisini kaybetmez, yani delirmediklerini bilirler ancak hissettikleri gerçekdışıdır.
Depersonalizasyon-Derealizasyon Belirtileri
Bu bozukluğun tanısının konulabilmesi için aşağıdaki temel belirtilerin varlığı ve bu belirtilerin kişide belirgin bir sıkıntıya veya işlev kaybına yol açması gerekir. Belirtiler bir ilaç kullanımına, madde etkisine veya başka bir tıbbi duruma bağlı olmamalıdır.
1. Depersonalizasyon (Kendine Yabancılaşma):
- Kişinin kendi düşüncelerine, duygularına, duyularına, vücuduna veya hareketlerine karşı bir dış gözlemci gibi hissetmesidir.
- Örnek hisler: Gerçek değilmiş gibi hissetme, kendinden kopma, duygusal veya fiziksel uyuşukluk, zaman algısında bozulma veya benliğin yok olduğu hissi.
2. Derealizasyon (Çevreye Yabancılaşma):
- Kişinin çevresindeki dünyaya karşı gerçekdışılık veya kopukluk hissetmesidir.
- Örnek hisler: İnsanların veya nesnelerin rüya gibi, sisli, cansız veya görsel olarak bozulmuş, şekil değiştirmiş gibi algılanması.
Önemli Not: Bu deneyimler sırasında kişi gerçeklik testini kaybetmez. Yani hissettiklerinin tuhaf olduğunun farkındadır ve dış dünyanın gerçekten değişmediğini bilir.
Temel Özellikler ve Deneyimlenen Hisler
Bu bozukluğu yaşayan bireyler genellikle hislerini tarif etmekte zorlanırlar. Çoğunlukla çıldırma korkusu yaşarlar veya beyinlerinde kalıcı bir hasar oluştuğunu düşünebilirler.
Kişinin Kendine Yabancılaşması (Depersonalizasyon)
Birey “Ben hiç kimseyim“, “Bir benliğim yok” gibi ifadelerle kendi varlığından bütünüyle kopmuş hissedebilir. Bazen de sadece belirli yönlerden kopukluk yaşanır.
- Duygular: Duygularının olduğunu bilir ama onları hissedemez (Duygusal uyuşukluk).
- Düşünceler: “Düşüncelerim bana ait değilmiş gibi” veya “kafamın içi pamukla dolu” hissi.
- Vücut: Bedeninin tamamını veya uzuvlarını kendine ait hissetmeme, dokunma, açlık veya susuzluk hislerinde azalma.
- Hareketler: Kendini bir robot veya otomatik bir makine gibi hissetme, konuşmalarını veya hareketlerini kontrol edemiyormuş algısı.
Bazen kişi sanki ruhu bedeninden ayrılmış gibi bir “beden dışı deneyim” (out-of-body experience) yaşayabilir. Bir yanı olayları yaşarken diğer yanı dışarıdan izliyor gibidir.
Çevrenin Gerçekdışı Algılanması (Derealizasyon)
Birey dünya ile kendi arasına bir cam duvar, bir sis perdesi veya bir tül çekilmiş gibi hisseder. Çevre yapay, renksiz veya cansız gelebilir. Görsel ve işitsel algıda bozulmalar sıktır.
- Nesneleri bulanık görme veya aşırı net görme.
- Görüş alanının daralması veya genişlemesi.
- Nesnelerin iki boyutlu (düz) görünmesi.
- Nesnelerin veya insanların olduğundan çok daha büyük (makropsia) veya küçük (mikropsia) görünmesi.
- Seslerin boğuk veya normalden çok daha yüksek duyulması.
Eşlik Eden Diğer Sorunlar
- Zamanın çok hızlı veya çok yavaş akması gibi, zaman algısında bozulma.
- Geçmiş anıları hatırlamakta zorluk veya o anıların kendisine ait olmadığı hissi.
- Başta doluluk hissi, karıncalanma veya sersemlik gibi belirsiz fiziksel şikayetler.
- Sürekli “Ben var mıyım?“, “Bu gerçek mi?” gibi takıntılı düşüncelerle meşgul olma.
- Korku veya neşe anlarında vücudun tepki vermemesi gibi, duygusal tepkilerin fiziksel olarak azalması.
Yaygınlık, Başlangıç ve Seyir
Kısa süreli (birkaç saat veya gün süren) yabancılaşma hisleri genel nüfusta oldukça yaygındır. Yetişkinlerin yaklaşık yarısı hayatlarında en az bir kez bu durumu yaşar. Ancak tam tanı kriterlerini karşılayan bozukluk nadirdir (yaklaşık %1-2).
- Başlangıç Yaşı: Genellikle ergenlik döneminde başlar (ortalama 16). Çocuklukta da başlayabilir. 20 yaşından sonra başlaması daha az görülür, 40 yaşından sonra başlaması ise oldukça nadirdir. Eğer 40 yaşından sonra başlarsa, beyin lezyonları, nöbetler gibi altında yatan başka bir tıbbi neden araştırılmalıdır.
- Gidişat: Belirtiler çok ani veya kademeli başlayabilir. Süresi saatlerden yıllara kadar değişebilir. Hastaların üçte birinde ataklar halinde gelir, üçte birinde baştan itibaren süreklidir, diğerlerinde ise ataklarla başlayıp zamanla sürekli hale gelir.
- Tetikleyiciler: Stres, kaygı, depresyonun artması, aşırı uyarıcı ortamlar, uykusuzluk veya ışık gibi faktörler belirtileri şiddetlendirebilir.
Risk Faktörleri ve Nedenler
- Kişilik Yapısı: Zarardan kaçınan, olayları felaketleştirme eğilimi olan veya duygusal olarak içe kapanık bireylerde daha sık görülür.
- Çevresel Faktörler ve Travma: Çocukluk çağı travmaları ile güçlü bir ilişki vardır. Özellikle duygusal istismar ve duygusal ihmal en sık görülen nedenlerdir. Fiziksel şiddete tanık olma veya ani bir kayıp yaşama da tetikleyici olabilir. Cinsel istismar, diğer disosiyatif bozukluklara kıyasla bu bozuklukta daha az yaygın bir nedendir.
- Maddeler: Esrar (marihuana), halüsinojenler, ekstazi veya ketamin gibi maddelerin kullanımı, panik atakla birlikte bu belirtileri başlatabilir.
Diğer Hastalıklarla Karışmaması İçin Ayırıcı Tanı
Bu belirtiler başka psikolojik veya nörolojik sorunların bir parçası olarak da ortaya çıkabilir. Tanı koyarken aşağıdakilere dikkat edilir.
- Panik Atak: Yabancılaşma hissi panik atakların yaygın bir belirtisidir. Eğer bu hisler sadece panik atak sırasında oluyorsa ayrı bir bozukluk tanısı konulmaz. Ancak panik atak bittikten sonra da devam ediyorsa tanı konulabilir.
- Depresyon: Depresyondaki kişiler de hissizlik ve uyuşukluk yaşayabilir. Ancak depersonalizasyon bozukluğunda, kendine özgü kopukluk belirtileri daha baskındır.
- Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB): Bazı kişiler belirtilerini sürekli kontrol etme takıntısı geliştirebilir. Ancak başka takıntıları yoksa ve sadece bu hislere odaklanıyorlarsa bu OKB değildir.
- Şizofreni ve Psikotik Bozukluklar: En önemli fark gerçeklik algısıdır. Depersonalizasyon bozukluğu yaşayan kişi, “Ben ölüyüm” veya “Dünya gerçek değil” derken bunun bir his olduğunu bilir. Psikotik bozuklukta ise kişi buna gerçekten inanır (sanrı).
- Madde Kullanımı: Belirtiler sadece sarhoşluk veya madde etkisi altındayken oluyorsa tanı konulmaz. Ancak madde kullanımı bittikten uzun süre sonra bile devam ediyorsa tanı konulabilir.
- Tıbbi Durumlar: Epilepsi (özellikle temporal lob nöbetleri), kafa travmaları veya diğer beyin hastalıkları da benzer hisler yaratabilir. Özellikle 40 yaş üstü başlangıçlarda nörolojik muayene şarttır.
Kültürel Faktörler
Bazı kültürlerde veya dini uygulamalarda (örneğin derin meditasyon), kişiler isteyerek bu tür kopukluk hallerine girebilirler. Bu durum kişinin kontrolünde olduğu ve kültürel bir pratiğin parçası olduğu sürece bir bozukluk olarak kabul edilmez. Ancak kişi bu durumun kontrolünü kaybederse ve bu durum sıkıntı yaratmaya başlarsa tıbbi yardım gerekebilir.
Dissosiyatif (Ayrışma) Bozukluklar Hakkında Tüm Başlıklar
- Çoklu Kişilik Bozukluğu
- Disosiyatif Amnezi (Psikolojik Kökenli Unutkanlık)
- Depersonalizasyon-Derealizasyon
- Diğer Disosiyatif Bozukluklar




