Ayrılma kaygısı, kişinin bağlandığı kişilerden (anne-baba, eş gibi) veya evinden ayrılma düşüncesiyle ya da ayrılma anında yaşadığı aşırı korku ve endişedir. Bu durum, bireyin gelişim düzeyine göre beklenenden çok daha fazladır ve günlük yaşamı, sosyal ilişkileri veya okul/iş hayatını olumsuz etkiler.
Ayrılma Kaygısı Belirtileri
Ayrılık kaygısı için, kişinin bağlandığı kişilerden ayrılma konusunda gelişim düzeyine uygun olmayan, aşırı bir korku veya kaygı yaşaması ve aşağıdaki belirtilerden en az üçünün görülmesi gerekir:
- Evden veya bağlandığı başlıca kişilerden ayrılmayı beklerken ya da ayrılma anında sürekli ve aşırı sıkıntı yaşamak.
- Bağlandığı başlıca kişileri kaybetme (hastalık, yaralanma, felaket veya ölüm yoluyla) konusunda sürekli ve aşırı endişe duymak.
- Kendisini bağlandığı başlıca kişiden ayıracak (kaybolma, kaçırılma, kaza geçirme veya hastalanma gibi) kötü bir olay yaşayacağına dair sürekli ve aşırı endişe duymak.
- Ayrılık korkusu nedeniyle evden dışarı çıkmayı, okula, işe veya başka bir yere gitmeyi sürekli olarak istememek veya reddetmek.
- Evde veya başka ortamlarda yalnız kalmaktan ya da bağlandığı başlıca kişiler olmadan bulunmaktan sürekli ve aşırı korkmak veya bu konuda isteksiz olmak.
- Evden uzakta uyumayı veya bağlandığı başlıca kişi yakınında olmadan uykuya dalmayı sürekli olarak istememek veya reddetmek.
- Tekrarlayan bir şekilde ayrılma temalı kabuslar görmek.
- Bağlandığı başlıca kişilerden ayrılma durumu yaşandığında veya beklendiğinde, tekrarlayan fiziksel belirtiler (baş ağrısı, mide bulantısı, karın ağrısı, kusma gibi) göstermek.
Bu korku, kaygı veya kaçınma durumu çocuk ve ergenlerde en az 4 hafta, yetişkinlerde ise genellikle 6 ay veya daha uzun sürer.
Bu durum, kişinin sosyal hayatında, okulunda, işinde veya diğer önemli alanlarda ciddi sıkıntılara veya işlevsellik kaybına (örn. işe/okula gidememe) neden olur.
Bu belirtiler, otizm spektrum bozukluğu, agorafobi, genel kaygı bozukluğu veya başka bir psikotik bozukluk gibi farklı bir ruhsal durumla daha iyi açıklanamıyor olmalıdır.
Temel Özellikleri
Ayrılma kaygısının temel özelliği, evden veya bağlanılan kişilerden ayrılma konusunda aşırı bir korku ve kaygı yaşanmasıdır. Bu kaygı, kişinin gelişim düzeyine göre beklenenden çok daha şiddetlidir.
Kişiler, bağlandıkları kişilerin (ebeveyn, eş, çocuk) iyiliği veya ölümü hakkında, özellikle onlardan ayrı olduklarında, aşırı endişe duyarlar. Onların nerede olduklarını bilme ve onlarla iletişimde kalma ihtiyacı hissederler. Ayrıca kendilerinin başına, sevdiklerinden ayrılmalarına neden olacak kötü olaylar (kaybolma, kaçırılma, kaza gibi) gelmesinden korkarlar.
Yalnız kalmaktan veya evden dışarı çıkmaktan kaçınırlar. Çocuklar ebeveynlerinin yanından ayrılmak istemeyebilir, onları ev içinde gölge gibi takip edebilirler.
Uyku sorunları yaygındır. Bağlandıkları kişi yanında olmadan uyumayı veya evden uzakta (örn. kampta, arkadaşında) kalmayı reddedebilirler. Kabuslar genellikle ayrılma temasını içerir. Özellikle çocuklarda, ayrılma beklentisi baş ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel belirtilere yol açabilir. Gençlerde ve yetişkinlerde kalp çarpıntısı, baş dönmesi gibi belirtiler de görülebilir.
Bu durum, kişinin sosyal çevresinden çekilmesine, üzgün görünmesine veya işine/derslerine odaklanmakta zorluk çekmesine neden olabilir.
İlişkili Özellikler ve Davranışlar
Kişiler (yaşa bağlı olarak) hayvanlar, canavarlar, karanlık, hırsızlar veya kazalar gibi aileye veya kendilerine yönelik tehlike olarak algıladıkları durumlardan korkabilirler.
Çocuklarda bu durum okul reddine yol açarak akademik zorluklara ve sosyal izolasyona neden olabilir. Ayrılmaya zorlandıklarında öfke veya saldırganlık gösterebilirler. Bazen, özellikle karanlıkta veya yalnızken, olağandışı algısal deneyimler (örn. odada birini görme, izlenme hissi) bildirebilirler.
Bu kişiler çevre tarafından talepkâr, müdahaleci ve sürekli ilgiye ihtiyaç duyan bireyler olarak tanımlanabilir. Yetişkinlikte ise bağımlı bir yapı sergileyebilir veya ebeveyn olduklarında aşırı korumacı davranabilirler.
Yetişkinler, gün içinde sürekli olarak bağlandıkları kişileri (eş, çocuk vb.) arayarak veya mesaj atarak kontrol etme ihtiyacı duyabilir. Bu aşırı talepler, aile içinde çatışmalara ve hayal kırıklığına yol açabilir.
Yaygınlık
Çocuklarda 6-12 aylık yaygınlığı yaklaşık %4’tür. ABD’deki ergenlerde bu oran %1.6’dır. Çocukluktan yetişkinliğe doğru gidildikçe görülme sıklığı azalır.
Yetişkinlerde 12 aylık yaygınlık %0.9 ile %1.9 arasında değişmektedir. Hem topluluk hem de klinik çalışmalarda, yetişkin kadınlarda erkeklere göre daha yaygın olduğu görülmektedir. Çocuklukta ise bu oran daha dengelidir.
Gelişim ve Gidişat
Bağlanılan kişilerden ayrılma kaygısı aslında normal gelişimin bir parçasıdır (örn. 1 yaş civarı yabancı kaygısı). Ayrılma kaygısı okul öncesi dönemde başlayabilir ancak çocukluk veya ergenlik döneminde herhangi bir zamanda da ortaya çıkabilir.
Bozukluğun gidişatı genellikle dalgalıdır. Belirtilerin alevlendiği ve azaldığı dönemler olabilir. Bazı durumlarda (örn. üniversiteye gitme, evden taşınma) yetişkinlikte de devam edebilir. Ancak ayrılma kaygısı yaşayan çocukların çoğunluğu, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde ciddi kaygı bozuklukları yaşamazlar.
Belirtilerin ifade ediliş şekli yaşa göre değişir. Küçük çocuklar okula gitmeyi reddederken, yaş ilerledikçe kazalar, ölüm gibi belirli tehlikelere ilişkin endişeler ortaya çıkar.
Yetişkinlerde bu durum, taşınma veya evlenme gibi değişikliklere uyum sağlama yeteneklerini kısıtlayabilir. Çocukları, eşleri veya ebeveynleri hakkında aşırı endişe duyabilirler.
Risk Faktörleri
Çevresel Faktörler
Bozukluk genellikle bir yakının veya evcil hayvanın ölümü, ebeveynlerin boşanması, taşınma, göç veya bir felaket gibi kayıp veya travmatik bir yaşam stresinden sonra gelişir. Çocuklukta zorbalığa uğramak da bir risk faktörüdür. Ebeveynlerin aşırı korumacı veya müdahaleci tutumları da bu bozuklukla ilişkilendirilmiştir.
Genetik ve Fizyolojik Faktörler
Araştırmalar, ayrılma kaygısı bozukluğunun kalıtsal olabileceğini göstermektedir. Bir çalışmada kalıtsallık oranı %73 olarak tahmin edilmiştir ve bu oran kızlarda daha yüksektir. Bozukluk aile içinde yatkınlık gösterebilir.
Kültüre Bağlı Konular
Farklı kültürlerde, ayrılığa ne kadar tolerans gösterilmesi gerektiği konusunda farklılıklar vardır. Bazı kültürel topluluklarda aile üyeleri arasında güçlü bir karşılıklı bağımlılık değeri teşvik edilir. Bu durumu, bozukluk düzeyindeki bir kaygıdan ayırmak önemlidir. Örneğin, farklı kültürlerde gençlerin ebeveyn evinden ayrılma yaşı beklenenden farklı olabilir.
Yaşam Üzerindeki Etkileri
Ayrılma kaygısı bozukluğu, kişilerin evden veya bağlandıkları kişilerden uzakta bağımsız faaliyetlerde bulunmalarını sınırlar. Çocuklar okuldan kaçınabilir, kampa gitmez, ergenler üniversite için başka şehre gitmez, yetişkinler ebeveyn evinden ayrılmaz veya ev dışında çalışmaz.
Yetişkinlerde belirtiler genellikle yaşamın birçok alanını etkiler ve zayıflatıcı olabilir. İş programlarını bağlandıkları kişilere göre ayarlayabilirler ve sürekli onlarla iletişim halinde kalma ihtiyacı duyarlar. Ayrılma kaygısı bozukluğu, çocuklarda ve ergenlerde intihar riskiyle de ilişkilendirilmiştir.
Diğer Durumlardan Ayırt Edilmesi
Ayrılma kaygısı bozukluğunu diğer benzer durumlardan ayırmak önemlidir:
- Genel (Yaygın) Kaygı Bozukluğu: Bu durumda kaygı sadece ayrılma ile ilgili değil, birçok farklı konu (para, sağlık, iş vb.) hakkındadır.
- Panik Bozukluk: Panik ataklar ayrılma kaygısında da görülebilir ancak burada ataklar ayrılma düşüncesi veya durumu ile tetiklenir. Panik bozuklukta ise ataklar beklenmedik (nedensiz) bir şekilde ortaya çıkar.
- Agorafobi: Agorafobide korku, panik benzeri belirtiler yaşandığında kaçmanın zor olacağı yerlerde (kalabalık, toplu taşıma) olmaktır. Ayrılma kaygısında ise korku, güvenli kişiden veya yerden uzakta olmaktır.
- Sosyal Kaygı Bozukluğu: Okul reddi sosyal kaygıdan da kaynaklanabilir ancak bu durumda korku, başkaları tarafından olumsuz değerlendirilme korkusudur (ayrılma korkusu değil).
- Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB): Travmatik bir olay sonrası sevdiklerinden ayrılma korkusu yaygındır ancak TSSB’de temel belirtiler travmanın yeniden yaşanması ve anılarından kaçınmadır.
- Bağımlı Kişilik Bozukluğu: Bağımlı kişilikte genel olarak başkalarına güvenme eğilimi varken, ayrılma kaygısında endişe belirli kilit kişilerin yakınlığı ve güvenliği ile ilgilidir.
- Sınırda (Borderline) Kişilik Bozukluğu: Terk edilme korkusu bu bozuklukta da merkezidir ancak kimlik sorunları, dürtüsellik ve kişilerarası işlevsellikteki sorunlar ayrılma kaygısından farklıdır.
Birlikte Görülen Diğer Durumlar
Çocuklarda ayrılma kaygısı bozukluğu genellikle genel kaygı bozukluğu ve özgül (spesifik) fobi ile birlikte görülür.
Yetişkinlerde ise özgül fobi, TSSB, panik bozukluk, genel kaygı bozukluğu, sosyal kaygı bozukluğu, agorafobi, depresif ve bipolar bozukluklar ve bazı kişilik bozuklukları (bağımlı, kaçıngan gibi) ile birlikte görülebilir.
